ŞU İBNEDE NE BULUYOR BU KIZLAR- Kadınlar sürtünerek yaptıkları direk dansını egzersiz olarak kabul ettikleri gün kazanmışız cinsiyet savaşını. Gereği yok artık üstünlük taslamanın, kadın mı erkek mi diye sormanın anlamı yok, cevap belli bakmayı bildiğimiz günden beri. Lise yıllarında ağırdan satıp bir başınalığın tadını çıkartırken en sık söylenen sözlerden biridir “şu ibnede ne buluyor bu kızlar.” Erkek olmak bir sanattı, biz de sanatın doruklarında verilmiş eserler zannettiğimiz... Devamı için TIKLAYINIZ
DENİZ’E TERK EDİN BENİ- Ellerimin uzandığı ilk yerdeyim, mevsimlerden kış günlerden soğuk ben güvendeyim, annemdeyim, şefkatte ve sevgideyim, evimdeyim. Yürüyerek gittiğim yerden koşarak dönmekteyim, giderken kaybettiklerimin peşinde, denizin izindeyim, en sevdiğimleyim. Sahi ölünce beni denize verirler mi, cesedimi bir beze sarıp vücuduma ağırlıklar eşliğinde beni Karadeniz’e teslim ederler mi... Devamı için TIKLAYINIZ
KÖTÜNÜN ACIMASI YOKTUR- Ne söylesem eksik kalır söz, kelimeler yetmez, gücüm yetmez güçsüzlüğüme, bir yağmur yağar saçıma, saçım yüzüme düşer, yüzüm yere... İçim üşür sıcak odamda, duvarlar üzerime gelir, kısadır cümleler, noktasız ve virgülsüzdür, duygusuz ve soğuktur yokluğun, yokluğun cümlelerin kadar yavandır. Yağmur diner, ses kesilir, kapanır göz kapaklarım, sesim çıkmaz olur, kalemim yazmaz olur seni, sen burada değilsindir aslında ve ben bilirim bunu en iyi... Devamı için TIKLAYINIZ

     GÜNCEM 02.26 - Dünya denen yanılsama  

Anlamını sorgulamanın pek bir anlam taşımadığı bir dünya bu yaşadığımız. Minik bir bedenle doğuyoruz, kirlendikçe büyüyor, büyüdükçe kirleniyor ve kirletiyoruz. Kirimizi fark ettiğimizde geri dönemeyecek kadar saplandığımız batakta ölümü bekliyoruz. Anlamını sorgulamanın geçerli bir amacı olmayacak bu dünya bizi kendine benzettiği günden beri yaşamak bir yanılsama aslında, gözümüzü açıp kapadığımız süre kadar ömrümüz.

Işığı gördüğüm yer Kocaeli, kendimi tanıdığım, anlamı olmayan şeylerde anlam aramaktan vazgeçtiğim yer. Yunus’un pişmesine öykünüp kısık ateşte harlandığım yer, ne kadar pişmeye çalışsam da hep çiğ kaldığım. Kirlendiğimi fark ettiğim, temizlenemeyeceğimi görüp kirlerimi sevdiğim yer Kocaeli. Bugün güneş hatıraların şehrinde battı, yarın yine aynı şehirde doğacak, ben eskisinden daha yaşlı, eskisinden daha bilge ve eskisinden daha cahil…

Devrim’i seyrettim dün, ilk oyunculuk deneyimini paylaştığım lise arkadaşımı. Ölü Ozanlarda çelimsiz bir çocukken, büyüyüp padişah olan, oturduğu tahtın hakkını veren arkadaşımı seyrettim. İtiraf etmeliyim ki beklediğimden çok daha iyi bir performansla karşılaştım ve gururlu bir mutluluk yaşadım.  Yan koltuğumda oturanlara dönüp padişah benim liseden arkadaşım demek geçti içimden, o kadar doldurmuş ki Fatih karakterinin içini, başrol oyuncusu değil de bu iyi oyuncu benim arkadaşım demek geldi içimden. Keşke Devrim Evin’in performansının yarısı kadar iyi olsaydı yardımcı rollerin performansı, keşke Ulubatlı Hasan’ın diktiği bayrağı daha yükseğe çıkarsaydı ardından gelenler. Ama yine de çok sevdim, Amerikalı türdeşlerini aratmayacak animasyonlar ve dövüş sahneleriyle, kurgusu ve vurgularıyla harika bir yapım Fetih 1453.

 

  Free Counters

 
                                          kıraç - ayrılmam senden

                                diğer videoları seyretmek için tıklayın...