Hani yol alamıyorum demiştim ya; arpadan
boydan bahsetmiştim ya… Göt ettim kendimi, yol aldım sayfada… Fikir benden
işçilik Mert ve Aykut’dan; bişiler çıktı ortaya. Hafif hafif yol almaya
başladım, ay sonuna kadar biter gibi yeni sayfa. Şimdilik geliştirmeler devam
ediyor… Gerçi kime sorduysam negatif şeyler söyledi; eskisi daha iyiydi diyen
de var, eskisinden farkı yok diyen de… Blog sitesi için çok seçenek yok ne
yazık, yoksa cafcaflı bişiler yapmayı ben de isterim. Ama olmuyor işte, gerçi
beceriksiz de olabilirim kendime itiraf edemesem de.
Adamlar bir şarkı söylüyor üç dakikacık,
bir ara veriyor on Dakka. Ulan Tarkan mısınız Kenan Doğulu mu, neden beklesin
millet sizi. Şarkınız bittiğinde bir sonra ki şarkıyı planlamazsınız, önceden
planı yapmış olur akıcı bir şekilde bıdı bıdı mırıldanırsınız dilinizin
ucundakileri, soğumaz seyirci, kaybolmaz şevki. Ha diyorsan Volkan Konak da her
şarkı arasında yirmi dakika ara veriyor konserinde, onu da açıklayayım. Adam cümle
kuruyor, damar yapıyor, şiir okuyup hatıralarını paylaşıyor… Sizin gibi ses
deyip bir iki yapmıyor. Bir de bizim hep en son çıkan assolistimiz var ki
evlere şenlik. O kadar geç kalıyor ki assolist olayım derken az solist oluyor
her seferinde Özer’im yandan çarklım.
Şimdi ben geri döndüm "bakıyorum
her gün ama yazmıyorsun ki" diyen”ler” için. Çok ünlü değilsen hemen unutulursun
bir önce ki paragrafta da anlattığım gibi. Ki üç haneli rakamlara zor ulaşan
günlük takipçi sayımı kaybetmemek için meseleyi soğutmayıp koca kafalı okurlarımı
sıcak tutayım dedim. Döndüm ulan yazıyorum yine, deneme olayında tekrara düştüğümü düşünsem de
güncemde sorun yok fikrimce, keyfim yerindeyse havada karada döktürürüm. Yaptım
iyi hatırlıyorum, yine yaparım ve yine iyi hatırlarım.
Sustum şimdi, bu son paragraf
olsun diye yazdım ama döneceğim söz; belki yarın belki yarından da yakın… Tamam
Orhan Çam sığırı yarından yakın olmaya bilir ama pazartesiyi de bulmaz… İzle
beni emi anacım…