SANA YALAN SÖYLEDİĞİMİ NASIL ANLADIN - 5.03.2026
149 kere okundu
Her şey dosdoğruydu oysa, her şey en güzel. Güneş hiç olmadığı kadar keyifle doğuyor, gün batımına dek keyif sürüyordu. Erik dallarında oynaşan kuşların mutluluğu seslerinden anlaşılabiliyordu. Hafif bir rüzgâr esiyordu zaman zaman denizden, yüzeyi köpükleniyordu suyun. Şezlongda uyuyan orta yaşlı adam ısınan teninde yeniden doğuyordu. Her şey tam da olmasını istediğimiz gibiydi; eksiği yok, fazlası var... Sonra sen çıka geldin yüzün karmakarışık! Sana yalan söylediğimi nasıl anladın?
Hangi kuş konmaması gereken dala kondu, hangi rüzgâr devirdi gölge yapan şemsiyeyi, hangi şarkıda kapandı radyo? Hiç sırası değildi bulutların, ne taraftan geldiklerini fark edemedim bile! Üşüdü hava, uyandı uykusundan adam, dalı kırıldı eriğin. Artık deniz şiir gibi olmaktan uzaktı. Sana yalan söylediğimi nasıl anladın?
En süslü cümleler bende saklı, en iyi yerinde yükseltirim sesimi konuştuklarımın ve sen hiç anlamadan fısıldamaya başlarım kelimeleri nota nota. Kim demiş Galata’ya dadandığımızı, şairin uydurması o. Biz Süreyyapaşa’da elimizde karton bardaklarla yürüyoruz sahil boyu. Konuştuklarımız da elle tutulur bir şey değil ha. Futboldan bahsettik biraz önce, sonra borsa… Siyaset sevmeyiz bilirsin. Kahvenin tadından söz etti Kerem, ben anlamam dedim; sana tabiyim. Sonra sen çıka geldin; bir dolu şey söyleyeceksin de zamanı değilmiş gibi. İçin içini yiyormuş gibi. Anladım beyaz çiçekleri yerle yeksan erik ağacının, anladım şairin yalanları karıştırmış kafanı.
Tamam, haklısın yalan ama sen nasıl anladın? Ben bile inanmıştım söylediklerime, ben bile aksi söylense şaşıracak haldeydim. Unutmuştum yani gerçeği, kendimi yalanın akışına bırakmış, boğulmadıkça daha bi yaşıyorum sanmıştım. Yanılmışım, seni görünce anladım! Sana yalan söylediğimi nasıl anladın?
NE GÜZEL ŞEYLER VAR - 31.03.2026
114 kere okundu
Ne güzel şeyler var; yoldan çıkıyorsun mesela kar kış. Ama kötü bir şey olan kar değil, keyif olanından, dağ başından, usturuplu yağanından. Acıkıyorsun yemek; özenle hazırlanmışından… Uykun geliyor yatak; sessiz ve sakin. Yok savaş olmuş, yok altın uçmuş, benzine bu kadar zam olur muymuş… Oluyor işte, yapacak bir şey yok.
Yağmur da yağabilir, güneş de açabilir. Hatta sabahında üşüdüğün gün akşamında terletebilir seni. Hayat bu, her şey ona dair. Olurlar da onun içinde olmazlar da. Olmazlara takılıp kalınca uzamıyor insanın boyu. Test ettim ben birkaç kez, onlar farkına varmadan ara ara aldım boylarının ölçüsünü. Şu her şeyden şikâyetçi olan tipler var ya, onların… Uzamadılar hiç şikâyet ettiler diye. Yok iktidar, yok zamlar, yok abuk subuk insanlar, aile, sevgililer. Gerçi her şeyden memnun olanların da boyu uzamıyor ama en azından mutlular. Şikâyet edenler onlara geri zekâlı muamelesi yapıyor zaman zaman ama bir bilene sorsalar kim haklı, alacakları cevap sorunun muhatabını da geri zekâlı yapacaktır onların nezdinde. Onlar da insan ama, onlar da canlı, sevmek lazım.
Nisan geldi neredeyse, hava ısınmadı hala, üşüyor insan. Sabretmek tek çözüm, eninde sonunda o güneş buraya gelir çünkü, geldi hep. Ben kıskanıyorum biraz doğayı. Cemre düşüyor mesela, havaya düşüyor, suya, toprağa düşüyor. Bana da cemre düşsün istiyorum. İçim ısınsın istiyorum, sonra tenim ısınsın, sonra cümlelerim. Nisanın birinde içime düşsün cemre, mayısın beşinde tenime, hazirandan sonra da ettiğim söze düşsün.